hayat gençken ne kadar çağlayan bir nehir gibi görünse de etrafında laleler sümbüller yetişsede yaşlanınca kurak bir dereden farksızdır
mehmet dönmez Belki de insan sevilmediğinden değil, sevgisine layık biri olmadığından yalnızdır.
Bir kadının içindeki masum meleği erkek keşfeder; ama o meleğin tüm masumluğunu da yok edecek olan yine erkektir.
Kadınları en çok küçümseyen erkekler, kadınlara en fazla düşkün olan erkeklerdir.
Hayatın bu çirkin oyunlarına rağmen hala gülmeyi başarabilen insan; hayatın felsefesini çözmüş demektir: [Umursamamak]
Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere, dertlerin yüzme bildiğini söyle.
Bir arkadaşta sevmediğim şey, dikkat çekmek için yanındaki insanı sürekli küçük düşürmeye çalışmasıdır.
Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.
Aşkta mantık aramak mantıksızların işi. Aşkta mantık olsa; sonunda kırılacağını bildiği bir kalbin sevmesine izin vermezdi.
Tanımadan nefret edebileceğiniz tek kişi; Sevdiğiniz kişinin, sevdiği kişidir .
Deneyim, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir.
Her gidiş bir dönüşü terkeder. Gitmeden önce düşün; Çünkü döndüğünde bulduğun aynı olmayacak giderken bıraktığınla.
Başkalarının zekasıyla cümle kuramazsınız; ama başkalarının cümleleriyle zeki görünebilirsiniz.
Yapabileceğin kadar söz ver, sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.
Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin; Şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.
İnsan düşmekten değil, düşerse hadi kalk diyebilecek bir dost sesi duyamamaktan korkar.
Bütün dünyayı bir erkek yönetir. O erkeği de bir kadın.
kendimizi bir mal sandığımız için, insan yaşamının önemini büyütüyoruz gözümüzde. birey bir hiçtir; doğa ancak insan türüne değer verir ve buna benzer şeyler.
Bundan 20 yıl sonra yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin; dolayısıyla halatları çöz, güvenli limandan uzaklara yelken aç, rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.
Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
Dünyada düzeltebileceğimiz, daha iyi yapmayı başarabileceğimiz, ilk ve en mühim kimse kendimizdir.
İnsan ne zamanki hayata anlam katmaya çalışır, hayat o zaman anlamsızlaşır. Dertten kim ölmüş sanki Bırak herşey dağınık kalsın.
Bir defa yaşanır aşk. Eğer ikinci kez yaşayacağına inanıyosan; "Ya kendini kandırıyorsun yada önceden kandırılmışsın demektir.
Hiç kimse yalanı sürekli sürdürecek kadar zeki değildir. Ve hiç kimse bu yalanlara sonsuza kadar inanacak kadar aptal değildir.
Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.
Temiz Kalpli İnsanlar Hiçbir Zaman Rahat Bir Hayat Yaşayamazlar, Çünkü Kendilerini Başkalarının Mutluluğu İçin Feda Ederler.
Bir kadının elinden hayallerini almak, bir kaplanın yanından yavrusunu almak kadar tehlikelidir.
Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.
Aslında tüm kadınlar tek bir koşulla sever: "Bekledikleri tek koşul ise, Sevdiklerinin onları koşulsuzca sevmeleridir.
Dünyanın en zevkli işi; Bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.
Başkalarının acılarına katılırım ama mutluluklarına değil, çünkü başkalarının mutluluğunda garip bir sıkıcılık vardır.
Evrende değiştirebileceğinizden emin olabileceğiniz tek nokta vardır: kendiniz.
birbirlerine sarılmış aşıklar bireysel coşkularını umutsuzca tek bir yüce benlik halinde kaynaştırmaya çalışırlar, ama boşunadır. doğası gereği her vücut bulmuş ruh tek başına acı çekmeye ve zevk almaya mahkumdur.
İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.
Bu dünya, belki de bir başka gezegenin cehennemidir.
Bilginin azı tehlikeli ise tehlikeden uzak duracak kadar çok şey bilen kişi nerede?
Eğer mutluluğunuz, bir başkasının yaptıklarına bağlıysa, çok ciddi bir sorununuz var demektir.
Gerçekler sürtükdür, her şakanın altında yatar.
Cehennem boş, Çünkü tüm şeytanlar burada.
Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.
Siz görmezden gelseniz de gerçekler varolmayı sürdürürler.
Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.
Şans bukalemun gibidir; biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.
Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı İzlerdir.
Tecrübe insanın başına gelen şey değildir; o insanın o başına gelenle ne yaptığıdır.
Doğuştan duyarlı kişiler, savaşın ortadan kalkmasına ilişkin duygularla doludur.
Kimi zaman içindeki o sessiz sese, uzmanlardan daha fazla güven.
Belki de bir çok insan, mutlu olduğunu bilmediği için mutsuzdur.
İyilikten zarar gelmeyeceğini öğretirler; fakat arkanızdan enayi denileceğini öğretmezler .
Şeytan ona uymamız için yalvarıyor, peki biz çok iyi insanlar olduğumuz için mi onu kıramıyoruz.
Hepimizin aynı fikirde olması iyi bir şey değildir. Yaratıcılığı ortaya çıkaran fikir ayrılıklarıdır.
Kadınların 100 sırrı varsa eğer, Bunun 99’unu erkekler bilir; ama 100.sünü şeytan bile bilemez.
Başka gezengenlerde de hayat var mı diye merak ederiz, Sanki bu gezegende yaşamayı becerebilmişisiz gibi .
İnsanların aynası kitaplardır.
Savaş kesinlikle bir doğa yasası değildir.
Oturarak başarıya ulasan tek yaratık bir tavuktur.
Kavgacı hayvan anlamında savaşan bir hayvandır insanoğlu.
Dalın ucuna gitmekten korkma, meyve oradadır.
İnsan, yürümeyi öğrenmiş maymundur.
Bilimin büyük trajedisi, güzelim hipotezleri çirkin bir gerçek yüzünden katletmek.
Bilgisizlik yok edilebilir, çünkü bilmek istemediğimizden bilmeyiz.
Düşün onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi mercedes otomobil alırdı.
Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu; herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor.
Aldous HuxleyHer insanın, gün gelip de düşüp parçalanmaktan kendini güçlükle alıkoyduğu bir uçurumu vardır.
Aslı Erdoğanİnsanların yakınlığında gizemli bir çizgi var, Bu çizgiyi aşamaz tutku ve ölesiye sevmek. Korkunç bir ıssızlıkta varsın birleşsin ağızlar Ve çatlasın, parça parça dağılsın yürek.
Anna AhmatovaMabetler mukaddes kimselere vakfedilmiş müzeler değil; günahkârlar için birer hastanedir...
Armin Van BuurenSözümki Tek Sana Geçmez Celladımsın Ey Zaman...
Ann ChamberlinUtangaçlığın içinde kendini beğenmişlik vardır. Görüntümüzün ve tavırlarımızın başkaları için çok önemli olduğunu düşünürüz.
Andre DubusHerkes dünyanın düzene girmesini ister. Fakat çabayı komşusundan bekler.
Andre Tardieuİçinde yaşadığımız cehennem, şehirlerimizin cehennemine karşılık geliyor.Şehirlerimiz zihniyetlerimizin ölçüsü, ölüm istenci yaşama coşkusuna öncülük ediyor ve hangisinin bize esin kaynağı olduğunu ayırt edemiyoruz. Tekrarlanıp duran işlere koşturuyor ve doruklara yükselmekle övünüyoruz. Ölçüsüzlüğün elinde esiriz ve düşünüp taşınmadan sürekli binalar inşa ediyoruz. Dünya bir süre sonra yalnızca bir şantiye olacak.
Albert CaracoBaşına gelenlerle ilgili başkasını suçla ve hayatına devam et!
Alan Woods Aristoteles
Arthur Kessler
Arnon Grunberg
Alain de Botton
Adrienne Rich
Ambrose Redmoon
Alan Woods
Albert Caraco
Andre Tardieu
Andre Dubus
Ann Chamberlin
Armin Van Buuren
Anna Ahmatova
Aslı Erdoğan
Aldous Huxley
Amos Parrish
Ambrose Bierce
Atakan Gülgar
Afşar Timuçin
Ahmet Kaya
Abdullah Azzam
Aristofanes
August Spies
Anais Nin
Ahmet Arif
Ahmet Muhip Dıranas
Antoine De S. Exupery
Andrey Tarkovski
A. Sergeyeviç Puşkin
Arthur Schopenhauer
Ataol Behramoğlu
Aurelius Augustinius
Ayn Rand
Ann Landers
Aziz Nesin
A. Şerif İzgören
Anatole France
Amin Maalouf
Andre Maurois
Alphonse Karr
Alexander Pope
Alfred De Vigny
Arşimet
Anselmus
Auguste Comte
A. Dumas (oğul)
A. Dumas (baba)
Arif Nihat Asya
Ali Şeriati
Alexis Carrel
Auberon Herbert
Al Capone
Aleksandr Soljenitsin
Abraham Maslow
A .J. Cronin
Adam Ferguson
Antiphanes
Antoine Bret
A. de Lamartine
A. Hill Everett
Alexander Hamilton
A. North Whitehead
Adam SmithHz.Ali (Halife)
Abdülkadir Geylani
Aziz Petrus
Aziz Yuhanna
Attila İlhan
Attila
Aşık Veysel Şatıroglu
Alparslan Türkeş
Alp Arslan
Adolf Hitler
Cesaret korkunun yokluğu değildir, başka bir şeyin korkudan daha önemli olduğu kanısıdır.
Ambrose RedmoonYalan hem sözcüklerle söylenir, hemde sessizlikle.
Adrienne Rich İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır.
İnsanlık bu ya; bir ahlak kitabı yazmam gerekseydi, güleryüzlülüğü vazifelerin başına koyardım.
Alain de BottonKimliğine ilişkin esnek davranabilmelisin. Sadece deliler hep oldukları gibi kalırlar.
Arnon GrunbergYaratıcılık insanın içindeki fazla enerjiyi kullanabilmesidir.
Arthur Kessler Eğitimin kökleri acı, meyveleri tatlıdır.
Kişiler başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.
Bilim, iyi zamanlarda servet, kötü zamanlarda bir sığınak ve iyi bir yol göstericidir.
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz.
Yetinmesini bilenler mutludur.
Sabır acıdır, fakat meyvesi tatlıdır.
Okuyup yazanla okumayıp yazmayan arasındaki ayrılık, ölülerle diriler arasındaki ayrılık kadardır.
Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür.
Şiir, daha felsefidir ve ciddiye alınmayı tarihten daha çok hak eder.
Çok süslenenlere bakın; hepside gizlenmek istiyordur.
İnsan düşünen bir hayvandır, insanları tanıdıkça hayvanlara saygı duyuyorum.
İradene hakim fakat vicdanına esir ol.
İsteklerini tutsak al, vicdanına tutsak ol.
Yalnız erdemi bilmek yetmez, ona sahip olmak, onu yapmak da gerekir.
Umut, uyanık adamın rüyasıdır.
Umut insanı uyandıran bir rüyadır.
Dünya bir hücredir yalnızlığa seni iten fakat seni düşündürüp olgunlaştıran ortamda olabilir.
Gerçek mutluluk mal ve mülke sahip olmak ile değil, akıl ve erdeme sahip olmak ile mümkündür.
Ortak tehlikeler, birbirlerinin can düşmanı olanları bile birleştirir.
Ruhun güzelliği bedenin güzelliği kadar çabuk görünmez.
Mevkilerini para ile satan kimseler, masraflarını geri almak yoluna düşerler.
Mutluluğun özü, bizdeki tam bilgi ve ruh doğruluğudur.
Felsefe kişilerin yaşamı merak etmesinden doğar. Yaşamı en çok merak eden çocuklardır.
Fazileti olmayan insan, hayvanların en kirlisi, en vahşisi, en muhteris ve en doymak bilmez olanıdır.
Eğitim görmüş aklın işareti, herhangi bir düşünceye onu kabul etmeden önçe açık olmasıdır.
En büyük suçlar, gerekli olanı değil de, fazla olanı elde etmek için işlenir.
Herkes en fazla kendi çıkarını, en az başkalarının çıkarını düşünür.
Hiçbir iyilik sahtelikle bir arada gitmez; doğru hiçbir zaman yanlışa yer vermez. Kendini olduğundan fazla göstermek de, çoğu kez gururdan değil budalalıktandır.
Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği herşeyi düşünür.
İyiliğe gücün yetmezse, kötülük etme.
Sıradan insanlar gibi konuş, bilge adamlar gibi düşün; böylelikle herkes seni anlasın.
Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler. Güçlülerse bunların hiçbirini takmaz.
Kimilerinin gerçekten özgür olabilmesi için ötekilerin köle olması gerekir.
Bir ’dost’ kimdir? Iki vücutta bulunan tek bir ruhtur.
Dost; kişinin ikinci benliğidir.
İşler, iş olarak şerefli veya şerefsiz diye ayrılmazlar. Yapılışlarındaki maksada göre şerefli veya şerefsiz olurlar.
Arzu öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez; bir çok insanların hayatı, arzuları doyurma yollarını aramakla geçer.
Bilge kişi zevk aramaz, kaygı ve acılardan uzak durur.
Bilgi doğuştan akılda yoktur, ama akıl bilgiyi üretecek kapasitededir.
Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.
Çünkü doğaya güvenilir, paraya değil.
Alçak olan kimse düşmekten korkmaz.
Cesaret kuvvetle birleşince birazcık artar.
Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler.
İnsanın içinde olanlar dışında anlam buluyor.
Tek istikrarlı devlet, tüm insanların yasa önünde eşit olduğu devlettir.
bütün insanların düşünecegi bir akli vardır ve kullanmasını bilmek gerekir.
Bütün dünyevi yaşam bir hastalıktır, bir tür duygu oluşumudur. En iyisi hiç doğmamış olmaktır. Eğer insan, bir felaket olup da doğmuşsa, en hızlı şekilde ölmeyi denemelidir.
Kimi ister, kimi verir; doğa ile insan bir bütündür.
Erdem bilincine sahip olmak yeterli değildir. Erdeme erişmek için ya da iyi insan olmak için çaba göstermeliyiz.
Erdem ve kabiliyet yönünden üstün olan kimselerin arkasından gitmek ve onlara uymak doğrudur.
Her kişi öfkelenir, bu çok kolaydır; ancak tam istenilen kişiye, tam ölçüsünde, tam zamanında, tam yerinde, tam yöntemince öfkelenmek, ne herkesin yetkinliğindedir, ne de kolaydır.
Hükümetlerin alınyazılarını belirleyenler, her zaman silah taşıyanlardır.
Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek.Sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur.
Arzu; bir şeyi istemek veya söylemektir.
Bütün; başı, ortası ve bir sonu olandır.
İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür.
İnsanları iyi yapan yasalardır.
Utanç gençlerin süsü, yaşlıların yüz karasıdır.
İyi iki anlama gelir: Birisi mutlak iyidir. Diğeri ise birisi için iyi olandır.
Yalnızlık vahşi hayvanlara yada Tanrıya mahsustur.
Hiç kimse rastlantıyla ya da onun aracılığıyla doğru ve akıllı olmaz.
Hiçbir dahi, biraz çılgınlık karışımından yoksun olamaz.
Tek mantık düşünebilmekse; evet, akıllıyız.
Hayatı bir şölen sofrası gibi bırakmalı, ne susuz ne de sarhoş olarak.
İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe.
İnsanlar arzularına son olmadığı için, bu arzuları tatmin edecek vasıtalara da son olmamasını isterler.
İnsanoğullarının yönetimi sanatı üzerinde düşünen herkes, devletlerin geleceğinin gençlerinin eğitimine bağlı olduğu konusunda ikna olmuşlardır.
Yanlış yoldan gitmenin birden çok yolu vardır. Ama doğruyu yapmanın tek bir yolu bulunur. Yanlış yapmak bu yüzden kolay, doğruyu bulmak ise bu yüzden zordur.
İnsan ve hayvan arasındaki tek fark düşünmektir düşünebilen.
Kimse tesadüfle veya onun vasıtasıyla doğru ve akıllı olmaz.
Yaratılış bakımından bütün kişiler öğrenmek isteği içindedirler.
İyi rejimler arasında demokrasi en kötüsüdür, ancak kötülerin en iyisidir.
İnsan politik bir hayvandır.
İnsan, doğası gereği siyasi hayvandır.
İnsanlar bir açıdan iyi pek çok açıdan kötüdür.
Demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.
Hukuk her şeyin üzerinde olmalıdır.
Yüreklilik güçle birleşince büsbütün artar.
Her devinim, ne denli hızlıysa o denli devinimdir.
Kanun düzendir, iyi kanun iyi düzendir.
Eflatun’u severim ama gerçeği daha çok severim.
Devlet birçok kişi tarafından yönetilirse bu ona, tıpkı giderleri toplulukça kaynaklanan şölenin tek kişinin hazırlayacağı bir şölenden daha üstün olması gibi bir üstünlük sağlar. Onun içindir ki çoğunluk, birçok durumda, her kim olursa olsun tek bir kişiden daha iyi bir yargıçtır. Ayrıca çokluk daha güç bozulur ya da kıstırılır. Kötü bir anında olan ya da konuya ilişkin çok güçlü duyguları bulunan bir kişinin yargısı ister istemez çarpık olacaktır. Öte yandan, bir kitlenin yargıda bulunması durumunda, kitleyi oluşturan her kişinin aynı anda duygulara kapılmasını ve yargısını çarpıtmadan ayarlamak güçtür.
Aristoteles Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni okyanuslar keşfedemez.
Yaşam,çok zalim bir öğretmendir.Önce sınav yapar,sonra dersi verir.
Olmadığın insan olarak sevilmektense olduğun insan olarak nefret edilmek daha iyidir.
Arkadaş,insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı.Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini.
Umutsuzluk nedeniyle korkup kaçma. Umut umutsuzluğun ötesindedir. Aş, yürü, geç onu. Karanlık geçidin ötesinde, ışık bulacaksın.
İnsan kendini sürükleyeni isteyerek izlediği vakit bağını hissetmez; ama direnmeye, uzaklaşarak yürümeye başladığı vakit çok acı çeker.
Ruhumuz bir değer kazandıysa, başka ruhlara göre daha candan tutuştuğu için kazandı.
Güzel geleceği bekleyerek görkemli gençliklerimizi eskitiyorduk, işte burada hata yapıyorduk.
Kitabım kendisinden çok, kendi kendinle ilgilenmeyi öğretsin sana. Sonra kendi kendinden çok, kendi dışında kalanlarla ilgilenmeyi...
Yerinmeler, acınmalar, pişmanlıklar, arkadan bakınca geçmişin sevinçleridir. Geriye bakmayı sevmem ve geçmişimi uzaklarda bırakırım, tıpkı bir kuşun uçmak için gölgesini terk etmesi gibi. Her sevinç bizi bekler hep; fakat her zaman yatağı boş bulmak, yalnız olmak ve kendisine bir dul gibi gelinmesini ister. Her sevinç, günden güne bozulan çölün kudret helvasına benzer. Platon’un anlattığı, hiçbir tasın içinde alıkonulamayan Ameles kaynağının suyunu andırır. Her an, getirdiği her şeyi alıp götürür.
Nice hastalıklar vardır, elde olmayanı istemekten gelir.
Aptal görünmeye çalışmak en büyük akıllıklıktır.
İhtisam baktigin seyde degil bakişinda olmali.
Her türlü kötülüğü yapmaya muktedir iken, kötü bir şey yapmamak: İşte, budur iyilik.
Bilge kişi, herşeye şaşan kişidir.
Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez.
Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.
İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir.
En güzel çiçek, en tez solandır.
Başka birinin sizin kadar iyi yapabileceği bir şeyi bırakın o yapsın, siz yapmayın.
Gerçeği arayanlara inanın. Bulduklarını iddia edenlerden çekinin.
Gerçeği arayanlara güven ve onların bulduklarından şüphe et.
Hayat yaşla değil, yaşamakla anlaşılır.
Kendi kendinin mutluluğuna engel olmak yolunda insan fevkalade beceriklidir.
Yükümüz ne kadar ağır ve zahmetli olursa, ruhumuzu o oranda eğitir ve yüceltir.
Her İsviçreli kendi buzulunu içinde taşır.
Andre Gide Aşk kılıç yarası gibidir, acısı geçer ama mutlaka izi kalır.
Ölümü bile ikinci sıraya düşüren bir durumdur aşk.
Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığımdan yalnızım ben.
Kazanamayacakları bir savaşı kazanacaklarını sananlar, bunun yanlış olduğunu söyleyenlere kızarlar.
Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.
Şeytanın yarattığı bir gökkuşağı gibidir kıskançlık. Kendini tutsak,kıskandığını özgür görürsün.
Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayat.
Hep “öldürmeyi” amaçlayan kutsallıklar peşinde koştuk, artık bir de “yaşatmayı” amaçlayan kutsallıkların peşinden gidelim bence.
Para harcamak kültür ister, o da bizimkilerde yok. Almanların Goethe’si, Mozart’ı, Bethoveen’i var. Bizim ise sadece pastırmalı yumurtamız.
Alman’dan bir randevu istersin ve o sana ‘Tamam, çarsamba günü saat 8.45’te buluşalım’ der. Türk’ten randevu istersin, ‘Çarşamba günü öğleden sonra tekrar arar mısın?’ diye sorar.
Sessiz ve mükemmel gece. Ve biri eksik. Biri her zaman eksik. Biri, geldiğinde bile eksik. Öyle eksildik ki yaşarken, bize dokunan herkesi eksiltiyoruz.Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız; ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.
Elin oğlu alay etmez mi? Lozan Antlaşması’yla 4.3 milyon kilometrekarelik toprağı nasıl kaybettiniz’ diye sormaz mı?
Bakın, bir sistem “slogan attı, şaka yaptı” diye çocukları mahkemelere doldurmaya başladığında artık o sistemin sonu gelmiş demektir.Bu saçmalıkların, bu manasız baskıların, bu gereksiz yasakların, bu bunaltıcı ve sıkıcı tabuların miadı doldu.
Meclis bir akşamda bilinen kararları aldı ve ülkeyi değiştirdi. Eğer bu kararlar 15 yıl önce alınmış olaydı 30 bin gencimiz ölmeyecekti. ‘Şimdi birilerinin yürekleri sızlıyor mu?’ diyeceksiniz. Bence sızlamıyor. Her zaman onurdan bahseder bizim ahmaklar. Amerikalı dolar verince kendi gururları nerede kalıyor peki
Ahmet Altan Hiç kimse bir aşkı onarmaya kalkmasın, kaybedilmeye değer en güzel anında bitirilmişse eğer.
Kapağı açılmayan kitaplar, unutulmuş aşklar gibidir. Kitaplardan söz edelim.
Söz de sararır biterken bir aşk.
Karşılığı yok hiçbir acının herşey gölgesi kadar ağır sormuyorum artık sormuyorum hergün yeniden kodlanan umutlarla kirletiliyor dünya.
Şimdi beni uçurumdan atsan, düşene kadar aklımdaki tek şey; sırtıma değen ellerin olurdu.
Bunca acıyı Bunca aşkı Nasıl da sığdırmışsın yüreğine İstersen al Koy kendi ellerinle ...Fırtınaları da Sen Yüreğin kadar büyüksün Unutma.
Aşklar mı diyordun, anladım Senin incindiğin, benimse Yollara düştüğümdür yeniden.
Beni artık kimseler aramasın, Aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın…
Büyülendim ama büyüyemedim Aklım ermedi aynalara ve suya Yüzümü gösterip kalbimi neden Sakladıklarını öğrenemedim Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada.
Gün biter gülüşün kalır bende...
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir. Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü.
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz, belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün.
Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir bütün sevdiklerince Suçlamak istemesende hiç kimseyi üzünçle yanmakta yüzün Adını bile koyamadığın bir boğunç dolmakta şimdi yüreğine Ve usulca ağmaktadır gözlerinin peteğine ağulu bir hüzün.
Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde.
Dedi ki o: Yoruldum insan olmaktan İnsan yorulur bazen insan olmaktan.
Suya düşen bir karanfilse yüreğin, bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm vursun seni o taştan bu taşa o çağlayandan bu çağlayana.
Burada yağmur yağıyor ama sen şemsiyeni almadan gel yine de.Özletiyor bu çılgın sağanak seni sırılsıklam özletiyor biliyor musun.
Sesim yoktu. Karanligin karninda yitirdim sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf’tum belki.
Hiç özlemedim seni, özlemek dostluktandır, dostluğundan öte bulmalıyım seni.
Biten bir aşk için Söylenecek söz şu olmalı: - Güzeldi yine de...
Yüreğim diyorum, kekeme, alıngan, serseri yüreğim sen nerden bilebilirsin bir şiirin nasıl yazıldığını.
Kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın demektir.
Hangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada.
Ve kent çıngıraklı bir yılan kadar zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar.
Ömrüm diyorum şimdi ömrüm Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız Öyle kal çünkü bu dünyada Sana en çok mutsuzluk yakışıyor.
Sığındığım her yer adınla anılır ben girerim sokağı devriyeler basar Bir de gülüşün eklenir kimliğime .
Hiçbir an’ını tanımlamaya kalkmadan Kısacık ömürler biçiyoruz kendimize.
Ahmet Telli Kitaplar benim sevgili dostlarım, gerçek yol gösterenlerimdir. Çünkü ikiyüzlülük etmeden, bana görevlerimi anımsatırlar.
Kadınlar erkeklere söyleyeceklerini gözleriyle söylerler.
Suçu bağışlayan asildir, ancak özür dileyen daha asildir.
Alphonse Daudet Sözleri İnsan iradesi özgür değildir. İşin doğrusu, bir amaca bağlanır bağlanmaz insan iradesi özgürlüğünü yitirecektir.
Bir insanın değeri, toplumsal işbölümünde üzerine düşen yeri ne ölçüde doldurduğuna bakılarak belirlenir.
Tüm yaşamımız, insanların birbirini karşılıklı etkileyebileceği varsayımına bağlı olarak akıp gitmektedir.
Tırnak kemirme ve burun karıştırma gibi dikkat çeken kötü alışkanlıklara sahip insanlar, ilgili davranışlarıyla inatçı kimseler olduklarını ele verdiklerini bilmezler.
Unutkan insanlar öyle kişilerdir ki, açıkça başkaldırmaya pek yanaşmaz, ama unutkan davranışlarıyla ödevlerine karşı yeteri kadar ilgi duymadıklarını ele verirler.
Yıkayıp temizleme hastalığı’na kadınlarda alabildiğine sık rastlanır. Böyle davrananların tümü de kadınlık rolünü üstlenmeye karşı koyanlardır; ilgili davranışlarıyla kendilerini bir tür mükemmelliğe kavuşmuş görür, her gün kendileri gibi sık sık temizliğe başvurmayan kadınlara tepeden bakarlar.
Uygarlığımızda bir kızın özgüvenini ve cesaretini yitirmemesi kolay değildir.
Toplumdan uzak kalmak isteyen biri için, örneğin hep kirli bir yaka ya da pejmurde bir ceketle toplum içinde görünmekten daha uygun ve daha etkili bir çare yoktur. Kendisini başkalarının dikkati, eleştirisi ve rekabetiyle yüzyüze getirecek bir işin başına geçmekten yakayı sıyırmada ya da sevgi ve evlilikten kaçma işinde, başkalarının karşısına bu şekilde çıkmaktan daha iyi ve mükemmel ne yardım edebilir kendisine?
Bazen insanlar, kendini beğenmişlik ya da kibir sözcüğü yerine kulağa daha hoş gelen hırs sözcüğünü kullanarak kendilerini biraz temize çıkarmaya çalışırlar.
Hayatta kadınların nasıl ikinci derecede rol oynamakla yükümlü kılındığını gören bir kızın cesaretini yitirip, kendisini bekleyen işlere pek istenildiği gibi el atamayacağı, yaşamın karşısına çıkaracağı ödevlerden korkup soluğu kaçmakta alacağı doğal, bunun da kendisini işe yaramaz bir duruma sokacağı kuşkusuzdur.
Oyun oynamaktan kaçan çocukların ruhsal gelişimlerinde her zaman bir aksaklık sözkonusudur.
Kadınla erkek arasındaki uzlaşma ve dengenin karakteristik özelliği arkadaşlıktır. Kadın ve erkek arasındaki ilişkide karşı tarafı boyunduruk altına almak, tıpkı ulusların yaşamındaki gibi katlanılmaz nitelik taşır.
Kadınların erkeklerden daha az yetenekli olduğu savı bir masaldan, gerçekmiş izlenimi veren bir uydurmacadan başka nitelik taşımaz.
Bazı çocuklar aşırı derecede huysuzluğu kaçarak dikkati üzerlerine çekmek isterken, daha çok yada daha az kurnaz kimileri aşırı derecede uslu davranarak aynı amaca varmaya çalışırlar.
Bütün oyunlarda gelecek için hazırlık özelliği açığa vurur kendini. Örneğin çocuğun oyun karşısındaki tutumunda, oynayacağı oyunun seçiminde ve ona verdiği önemde bu durumu gözlemleyebiliriz.
Bir insanın devinimlerinin yöneldiği amaç, o insanın çocukken dış dünyadan aldığı izlenimlerin etkisi altında gelişip ortaya çıkar.
Her isteyiş, bir yetersizlik duygusuyla ilgilidir, insanda bir doyum, bir hoşnutluk, bir yeterlilik sağlama eğilim ve dürtüsünün doğmasına yol açar.
Örneğin moral gücünü yitirmiş pısırık bir ortamda büyüyen çocuklarda böyle bir durumla karşılaşırız; çevrenin aşırı kötümserliği kolaylıkla çevreden çocuğa geçer.
Çocuğun aile çevresindeki bir kişiye göstereceği aşırı sevginin hiçbir zaman gözden kaçırılmaması gerekir.
Hayatta birçok kötü olayla karşılaşmış güçsüz çocukların hayal gücü üstün düzeydedir; böylesi çocuklar, düş kurup dururlar hep.
Dikkat, ilgi duyulan bir nesnenin belirli bir amaçla ele geçirilmesini sağlayan bir araçtır.
Kadınla erkek arasındaki uzlaşma ve dengenin karakteristik özelliği arkadaşlıktır.
Her ruhsal yaşamın başında az çok bir aşağılık duygusunun yer aldığını kabul etmek gerekecektir.
Kendilerini ezik durumda hissedenlerin yaşamın küçük bir kesitinden dışarı çıkamayanlar arasında yer alacağını, hayattan biraz yüz çevirmiş kişilerin yaşamın sorunlarını, yaşama gereği gibi ayak uyduranlar kadar açık seçik göremeyeceğini söyleyebiliriz.
Henüz anlaşılmamış biçimde de olsa din’in de toplu yaşama zorunluğundan doğduğu görülür; dinde kutsanmış toplu yaşam biçimleri, anlayıcı ve kavrayıcı düşüncenin yerine geçerek bireyler arasında bağlayıcı öge rolünü oynar.
Bir başkasını etkilemenin en iyi yolu, o kişiyi hak ve çıkarlarını garanti altına alınmış hissedeceği bir ruh durumuna sokmaktır.
İhmâl, toplumsallık duygusunun bir eksiğidir.
Ruhsal ilişkiler örgüsünden koparılıp alınmış bir tek ruhsal olaya dayanılarak insanı tanımak gibi bir işe kalkışılamaz.
Hayatın tek tek olayları bakımından sıklıkla gözlemlediğimiz bir şey var ki, o da bazı kimselerin yaşam konusunda kendilerinde varolan yeteneklerden haberlerinin bulunmayışı ve ilgili yetenekleri küçümsemeleridir.
İki kişinin aynı şeyi yapması, aynı şey değildir; ama aynı şeyi yapmasalar da, yaptıkları aynı şey olabilir.
Sanrı, ruhsal berilimin alabildiğine büyük boyutlara ulaştığı, insanın amacından itilip uzaklaştırılacağı korkusuna kapıldığı durumlarda ortaya çıkmaktadır.
Özetlersek diyebiliriz ki, düş, düşü görenin kafasının bir sorunla meşgul olduğunu, ayrıca bu sorun karşısında ne gibi bir tutum takındığını ortaya koyar. Düşte düşü görenin çevresine karşı tutumunu etkileyen toplumsallık duygusu ve güçlülük eğilimi gibi iki etken özellikle rol oynar, en azından bunların düşte hafiften izlerini ele geçirmek mümkündür.
Kadının yetersizliğine ilişkin önyargı ve buna bağlı olarak erkeğin kendini beğenmişliği, her iki cinsiyet arasındaki uyumu sürekli bozarak inanılmayacak bir gerilimin doğmasına yol açar; ilgili gerilim, özellikle sevgi ilişkilerine de nüfuz ederek tüm mutluluk olanaklarını aralıksız tehdit altında tutar, hatta çok kez yok eder. Tüm aşk yaşamımızı zehirleyerek kurutup bir yangın yerine çevirir.
Alfred Adler Kimse yillarca yasadigi icin ihtiyarlamaz. Insanlar ideallerine ihanet ettikleri zaman yaslanirlar.
Tehlikeli bir dönemde yaşıyoruz, insan kendine hükmetmeyi öğrenmeden doğaya hükmetmeyi öğrendi.
Mutlulugu sadece insanlarla "bölersen", onu Çarpabilirsin.
Büyük olmak iyidir, ama insan olmak daha iyidir.
Biz hepimiz o denli çok birlikte olduğumuz halde hepimiz yalnızlıktan ölüyoruz.
Ahlakliligin en büyük düsmani duygusuzlasmaktir.
Hayat, bencil veya düşüncesizce hareketler nedeniyle yok edilemeyeceği gibi, daha yüce bir değer veya amaç için de feda edilemez.
Ben daima şuna inanmışımdır ki, her birimiz hiç olmazsa yoksulluğun bir parçasını sona erdirebilmek için ufak bir şey yapabilir.
Insanlar arasinda cok sogukluk var, cünkü kendimizi aslinda oldugumuz kadar sicak kanli göstermiyoruz.
Mutluluk bizde olmadığı halde, başkalarına verebileceğimiz tek şeydir.
Mutluluk iyi bir sağlık ve kötü bir hafızadan başka bir şey değildir.
Vazife duygusu, en büyük terbiyeci güçtür.
Etik, yasayan herseye karsi hissettigimiz sonsuz sorumluluktur.
Uygarlık maddi ve manevi ilerlemedir; bu ilerleme gerek kişilere, gerekse topluluklara hayat uğraşısının yarattığı zorlukları azaltmakla olur.
Kimi vakit sönen hayat ateşimiz rüzgar gibi bir başkası tarafından körüklenerek alevlenir; ve her birimiz bu ateşi tekrar canlandıran dostlarımıza en içten teşekkürlerimizi borçluyuz.
Bir çok insan mutsuz olduklarını bilirler; ama daha fazla sayıdaki insan mutlu olduklarını bilmezler.
Her insanin bizi insan olarak ilgilendirdigi bilinci azalirsa kültür ve etik sarsilmaya baslar.
Gelişme iyi şeydir, yeterki her yönünden anlaşmaya varılsın.
İnsanın ahlakı insanla bitmemeli, evrene yayılmalıdır; bir parçası olduğu büyük hayat zincirinin yeniden farkına varmalıdır. Tüm varlığın bir değeri olduğunu anlamalıdır.
Sonsuzluktan bize ulasan ruhani ışının "ask" oldugunu fark eden, dinin, kendisine dogaüstü gercekler hakkinda eksiksiz bilgiler sunmasini istemekten vazgececektir.
Bütün dahiler göklere uzanır, Mozart ise gökten inmiştir.
Albert Schweitzer Gelecek senin notlarındır, geçmişse sınavın.
Karakter ağaç ise, şan ve şeref o ağacın gölgesi gibidir; biz hep gölgeyi düşünürüz oysa gerçek olan ağacın kendisidir.
Aynaya baktığında başka birini görmek istemiyorsan kendin gibi ol.
Alkışlara inanmayın; çoğunluk alkışlıyorsa iyi, güzel ama alkışlayanlar ya dalkavukların elleriyse.
Bazı insanları her zaman, bütün insanları da bazen kandırabilirsiniz; ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız.
Kendinizle ilgili iyi hissettiğinizde enerjiniz pozitif titreşir. Enerjiniz pozitif titreşirken kendinize pozitif şeyleri çekersiniz. İstediklerinizin olması için ; pozitif titreşime geçmeniz zorunludur.
İyi bir iş yaptığımda kendimi iyi, kötü bir iş yaptığımda kendimi kötü hissediyorum. İnandığım tek din bu!
Hiçbir şeyden asla vazgeçme çünkü vazgeçenler yalnızca kaybedenlerdir.
Güç süreklidir; ama gücün kazandığı zaferlerin ömrü pek kısa olur.
Hatadan korkan bir insan hiçbir şey yapamaz.
Ne kadar mutlu olmaya karar vermişseniz o kadar mutlu olursunuz.
Siz içkiyi savuna bilirsiniz ama içki sizi asla savunmaz.
Bir ülke, yarı köle yarı özgür insanlardan oluşursa yaşayamaz.
Geçmişini sadece özlemek istemiyorsan ayak izlerini kaybetmemelisin.
Tecrübeme göre eğitimsiz kimselerin erdemleri de azdır.
Yarın geride kalan ömrümüzün ilk günüdür.
Uşak olmayı istemediğim gibi, uşak kullanmayı da sevmem; benim demokrasi anlayışım budur.
Ormanda kıvılcım çıkarmaya teşebüs edenler, yalnızca bir tutam aydınlık için övülebilirler. Aslında onlardan geriye kalan, kalın bir toz bulutu ve kendilerinin de karıştığı etten ve kemikten siyah kül yığınıdır.
Politikacılar halkın çıkarlarından farklı çıkarlara sahip olan insanlar topluluğudur.
Eğer bir ağacı kesmek için bir saatim olsaydı, ilk kırkbeş dakikada sadece baltamı bilerdim.
Konuşup da aptallığınızı ortaya koyacağınıza, konuşmayın da hiç olmazsa herkesin şüphesi kalsın.
Neredeyse bütün erkekler güçlüklere dayanabilir, ama bir adamın karakterini test etmek istiyorsan, ona güç ver.
Okulda hata yapmanın,hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona (oğlunun öğretmenine)
Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız söyleyeyim; Annemdir.
Hayatta olduğum, olacağım herşeyi güzel anneme borçluyum.
Hemen herkes sıkıntıya göğüs gerebilir ama insanın asıl karakteri eline kuvvet geçtiğinde ortaya çıkar.
Güçlüğe hemen hemen her insan dayanabilir fakat onun karakterini sınamak istiyorsanız ona yetki verin.
Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildir.
Evsiz biri başkasının evini yıkmaya çalışmamalı, çalışıp kendine bir ev yapmalıdır.
Dünyanın büyük adamları okullarının en büyük öğrencileri değildi; çoğu zaman en büyük okulları bitirenler de hayatın büyük adamları olmamışlardır.
Muhafazakarlık nedir? Eski ve denenmişe hayran olmamak, yeni ve denenmemişe muhalif olmak değil midir?
Demokrasi, halkın halk tarafından halk için idaresidir.
Kimse kimseyi rızası olmadan yönetemez.
Başka ulusları özgürlüklerinden edenler er geç kendileri de özgürlüklerinden olurlar.
Eğer ilk önce nerede olduğumuzu ve nereye meylimiz olduğunu bilirsek, ne yapmamız gerektiğini ve nasıl yapacağımızı iyi değerlendirebiliriz.
Eğer karşınızdaki kişiye, bütün kalbin ve yeteneklerinle yardım etmeyi kabul edebiliyorsan, işte o zaman onu eleştirebilirsin. Bu olumlu eleştiridir.
Genç bir adamın ilerlemesi; başkalarının onun ilerlemesinden, ne kadar rahatsız olurlarsa olsunlar onun muktedir olduğu her yolda kendisinini islah etmesiyle kabildir... kuşku ve kıskançlık hiçbir insana, hiçbir durumda faydalı olmamıştır. Gerçi bir adamın yükselmesine mani olmak için bazı kötü yürekli girişimler olabilir, hatta bunların başarılı olmaları bile mümkündür, eğer onlar zihninin asıl gerçek yoldan sapmasına ve haksızlık üzerinde zamanını israf etmesine sebep olursa.
Ya hür bir millet olarak yaşayalım ya da ölelim.
Abraham Lincoln Sözleri Yeminine bakıp insana inanma, insana bakıp yeminine inan.
Dizginsiz dil bela getirir.
Dengin dengini bulmasıdır; en büyük mutluluk bu dünyada.
Acının ödülü tecrübedir.
Pek az kişi, iyi talihli bir dostun başarılarını kıskançlık duymadan kutlayabilir.
Kıskanılmayan, imrenilecek bir fazileti olmayandır.
Görünmek istediğin gibi ol.
Gerçek mutluluk iyi yaşamak değil, yaşamayı iyi bitirmektir.
Akıllı insan aptal görünürse kazançlı çıkar.
Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır.
Tatlı sözler, şiddetli bir öfkeye karşı en tesirli ilaçtır.
Yaşlılar için, öğrenmenin zamanı geçmez.
Dostlarından kuşkulanmak, başa geçenlere özgü bir hastalıktır.
Yaşlılık, gençlikten daha adildir.
Ölmeden önce kimse mutlu değildir.
Mutsuzluğun ulağı olmak da ayrıca mutsuzluktur.
Aiskhylos İnsanı en çok üzen şey; Ummadıkları kişiler adam olurken, adam sandıklarının insan bile olamamş olmasıdır.
Gerçekten seviyorsan eğer uzaklık gözünü korkutmamalı. Çünkü asla unutma; yanındayken bile uzaktı bazıları.
Her gün kendimi biraz daha iyi hissedebileceğimi umarak kalkıyorum. Bazen öyle de oluyor. Sonra gece çöküyor ve o hala yok…
Bil ki geride bıraktıkların ileriye gitmeni engelleyecek. Unutma; ileri gidebilmen için arkadakileri unutman gerek.
Nokta her zaman bir son demek değildir, bazen kendinden sonraki harfin büyük olacağını gösterir.
Düşün: Kör, sağır ve dilsiz çölde gidiyorlar ve sağır ölüyor. Dilsiz köre, sağırın öldüğünü nasıl anlatır? Seni sevmek; sadece dilsiz kalmak değil, dilsizin böylesi olmak işte!
Yaşadıklarınız unutulur, söyledikleriniz unutulur fakat hissettirdikleriniz asla unutulmaz..!
Hayatından silmek istediklerini gerçekten sil, Çünkü geri dönüşüm kutusunda bekletirsen; sistemini yavaşlatır !
Herşeyin sıradanlaştığı bir dünyada, Bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız, ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
Unutma; Kimse unutulmayacak kadar sonsuz ve sonsuza dek sevilecek kadar değerli değil aslında.
Satranç hayat gibidir. Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip yine de kazanabilirsin oyunu.
Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci; sahneye fırlayıp Romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde Titanic defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. Çünkü Romeo ölmeli, Titanic batmalı ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı.
Tahmin etmek imkansızdır. Ama şimdiki zamanı çok iyi bilirsen geleceği kontrol edebilirsin.
İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu.
Adam Fawer